DEVRİM MİSAKINA ELEŞTRİ VE NASİHAT

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

İmzalanan ‘Şerefli Devrim Misakı’ na taalluk eden bazı sözlerimi kaleme alıyorum.

Bu konu hakkındaki görüşlerimi beyan etmeden önce şu iki meseleyi te’kid etmek istiyorum:

Bu misak tekfiri gerektirip, imzalayanlarla savaşılmasına izni celbedecek bir misak değil, ancak yorum, maksat ve gereklilik ile tekfir edenler müstesna. Yorum, maksat ve gereklilik ile tekfir etmek çok tehlikeli menhecî (akidevi) bir hatadır.

Seleften ve haleften birçok ulema ve Cihad önderlerinin bu konuda sakındırıcı sözleri mevcuttur. İbn Hazm Rahimehullah diyor ki; “İnsanların sözlerini, yorumlayarak tekfir eden kişi hatadadır. Çünkü hasmının üstüne yalan söylemiştir ve söylemediği bir sözü söylediğini iddia etmektir.” Şeyh Makdisi -Allah onu esaretten kurtarsın- diyor ki: “Kişi belirli bir mezhebi ya da bir görüşü benimseyebilir, buna rağmen o mezhebin tekfir etme veya etmeme ilkesine, çelişkiye düşse dahi uymayabilir.” Misakta gecen bazı terimleri tenkit emek ve Müslümanın, başka manalara gelebilecek sözler ile yanlışa kaymaması için sakındırmak için misakı tenkit ediyor ve düzeltmeler yapıyoruz. Âlimlerin yanındaki kural şudur: “Mezhebin gerektirdikleri mezhebin kendisi değildir.”

İkinci olarak; bu sözlerim, Allah’ın “İnsanlara hakikatleri açıklayın gizlemeyin.” sözüne uyarak hakkın beyan edilmesidir. Bu Misak’ı eleştirmek, Şam halkına ve mücahidlerine üstünlük taslamak için değil, bilakis dünya ve ahirette kurtuluşa erişimleri, onlara iyiliği istemek için sevgi babından nasihattir. Hataları düzelttirmek, hiçbir zaman safları ayrıştırmaya sebep olan bir neden olmamıştır, bilakis Kitap ve Sünnetin ikrar ettiği rabbani bir menheçtir. Allah-u Teâla peygamberini eleştirerek, şöyle buyuruyor : “Hiç bir peygambere, yeryüzünde kesin bir zafer kazanıncaya kadar esir alması yakışmaz.” (Enfal 67) Nasihatleşme gidişatımızı düzeltmek için birbirimize yardımlaşmak ve uğrunda Mücahitlerimizin kanlarını akıttıkları ilkeleri korumak içindir.Yine bu girişim Mücahidleri tek bayrak ve tek hedef olan Tevhid Bayrağında, Şeriatın hâkimiyetinde ve muhakemesinde toplayacak tek bir saf halinde korumak içindir.

Bu misaka olan eleştirilerimiz birkaç şey içindir:

1-Bildirinin yazıldığı tavizkar dil, birçok yöne çekilebilinen ibareler çokluğu ve Misak’ın içinde barındırdığı belirsizlik ve karmaşa. Devrim misakına imza atanların hakkında ne kadar hüsnü zan beslesek dahi içinde her yöne çekilen ibarelerin olması taviz vermeye, ayrılığa ve ihtilafa kapı açmaktadır.

2- Heryöne çekilebilinen ibarelerin kullanıldığı bu bildiri ile cihadın en önemli unsurlarından İslam Cephesi’nin kuruluş bildirisi ile kıyas yapıldığı takdirde bu bildiri geriye bir adım sayılır. Bu Misak’a imza atanlar, demokratik İslam devleti istediklerini açıkça beyan etselerdi, bu ibareler bu istekleri için yeterli olurdu, aynı şekilde şeriatı uygulamak istediklerini vurgulasalardı yine bu ibareler yeterli olurdu. (Yani bu bildiriden nasıl bir yönetim şekli istedikleri anlaşılmıyor çünkü kelimeler her yöne çekilebilinir – Çevirmen)

3- Bildiride şu ibareler geçmektedir: “Suriye halkının sıkıntıları ile dayanışma içinde olan bölge ülkeleri ve uluslararası ülkelerin devrim çıkarlarına uygun olma kaydı ile görüşme ve yardımlaşmayı memnuniyet ile karşılıyoruz.” Bu ibarelerde belirsizlik ve karmaşıklık var çünkü İslam Cephesi’nin kuruluş bildirisinin 10. maddesindeki yardımlaşa ve görüşme şartını bu bildiride açıklamadılar. Nitekim İslam cephesi ile dış güçlerle yardımlaşma ve görüşme, devrimin gidişatı, hedefi ile ilgili olmayacak ya da kararlarını etkileyecek talimatlar içermeme şartı ile mümkündü.

4- İslam Cephesi kuruluş bildirisinde açıkça “Allah’ın tertemiz şeriatı ile yönetilecek bağımsız devlet kuracaklarını” vurguladıklarını görmekteyiz. Misaktaki 7. Madde de ise bu bildiriye imza atanlar : “adalet kanun ve hukuk devleti” istemekteler, bu yanıltılmaya açık bir ibaredir ve hatta Laikler bile bunu istiyorlar. Bu gibi eleştiriler bizlerin kardeşlerimize şunları dememizi gerektiriyor, bu bildiri daha önceki bildirileri iptal ediyorsa ve ondan en muhtemel mana murad ediliyorsa işte o zaman musibetlerden bir musibettir ve bundan Allah’a sığınırız. Ama maksadı dışında anlaşılan bir şer-i siyaset ise ki kardeşlerimizden de bunu ümit ediyoruz, bu takdirde karmaşıklığı gidermek için bu bildiriye ek bir bildiri yayınlamanız faydalı olacaktır. Bulunduğumuz merhalenin tehlikeli olması ve tuzakların şiddetinden ötürü kardeşlerimizin dış güçlerin planlarını bozmak için böyle bir şeye giriştiklerini düşünüyoruz, bundan ötürü kardeşlerimizi mazur görmeliyiz. Tabi bu şeref bildirisi saldırgan düşmanı def etmek için yardımlaşma bildirisi ise ve daha önceki bildiri esas alınarak ve gereken önemi verilirse.

Şeyh Abdullah el Muhaysini

Arapça Aslı: http://mhesne.com/index.php?option=com_content&view=article&id=189