EY ALLAH’IN KULLARI SEBAT EDİN!

Bugün sebata çok muhtacız. Sebat, izzet ve lezzettir. Sadece kendisini insanlardan kurtaranlar sebat eder.

Zor süreçlerin sadık müminleri bulması kaçınılmazdır. Allah, yardım ve zafer göndermeden önce fitne ve belalarla salih kullarının sadakat azim ve sebatını görmek ister. Bu Allah’ın âdetidir.

Safları temizlemeden, hakkı batıldan ayırmadan hakka yardım etmemek Allah’ın âdetidir. “Ta ki pis olan temizden ayrılsın” (Enfal 37)

Tam olarak hikmetini Allah Subhanehu ve Teâlâ bilebilir.

İsrailoğulları’na bakın. Talut’un ordusunda büyük oranda susuzluk baş gösterince sabır ve sebatlarını görmek, yardım ve hâkimiyeti hak edip etmediklerini anlamak için nehirden su içmemekle imtihan edildiler. Bunlar kurtuluş, zafer ve hâkimiyet sınavı olmasına rağmen bazıları çabucak kaybeder.

İşte tam bu noktada sabır ve sebat istenir. Talut’un ordusu çabuk pes etti. Azı hariç hepsi sudan içti. Sonra bu azın da az bir kısmı sebat etti ve onlara Allah’ın yardımı indi. Yolun başından bir kısım Talut’un ordusundan ayrıldıktan sonra yardım ve zafer yolu bitmeden başka bir kısım daha ayrıldı. İki ordu karşı karşıya gelip birbirlerini gördüklerinde maddiyata güvenenlerin kalbine korku düştü ve titrediler. Çünkü büyük bir güç ve donanımlı bir ordu görmüştüler. İman zayıflığından ötürü kalplerine korku ve ümitsizlik hâkim olmuştu.

“O vakit ‘Bugün Calut’a ve ordusuna güç yetiremeyiz’ dediler. Allah ile karşılaşmayı umanlar ise ‘Nice az topluluklar vardır ki Allah’ın izniyle çok topluluklara galip gelmiştir Allah sabredenlerle beraberdir’ dediler.”

Bu bir imtihandır. Çözüm ise sabır ve sebattır. Müslümanlar kazandıkları savaşların çoğunda sayı ve silahça az olmuşlardır. Bu sadece Allah’a dayanılsın diyedir.

Bugün Şam’da yaşananların da bu türden olduğunu düşünmekteyim. Ey Şam ehli imtihanınız ağırdır. Kat kat sabır sebat ve Allah’a tevekkül edin Kurtuluşun yakın olduğunu düşünüyorum. Çünkü gecenin karanlığı artınca fecir yaklaşır. İş zor olduğunda genişler. Halat zorlandığında kopar.

Allah bizleri ümitsizlik ve karamsarlıktan korusun.

Rusya ve İran’ın tarihinden onların aldıkları kararlarda ahmak olduklarını öğrendik. Planları çabuk bozulur. Onlar zelil millettirler. Ne vakit güçlenseler darbe yerler. Elhamdulillah Allah’ın izniyle onların Şam’da mağlup olmalarının yakın olduğunu düşünüyorum. Allah dilese zaferini gönderir.

Lakin Allah kullarını imtihan etmek ve kullarından şehitler edinmek istiyor. Kullarına kaldıramayacakları yükü yüklememek de Allah’ın sünnetidir. Kaldıramayacakları bir yük olursa kolaylaştırıcı aşikâr sebepler verir.

Siyasetçiler arasındaki çatışmaların şiddetini görmüyor musunuz?

Bizim hoşumuza giden nice şerri Allah rahmetiyle kaldırmıştır. Şer gördüğümüz nice şeye de çok hayırlar koymuştur. Sadece Allah kullarına faydalı ve zararlı şeyleri bilebilir.

Ey Allah’ın kulları sebat edin! Allah’ın düşmanlarının gücünden çekinen, İslam’ın ve Müslümanların düşmanlarının yalan ve söylentilerini yayarak onlara hizmet eden aşağılık ve korkaklardan uzak durun.

Aşağılıklar, insanların cihadını ele alır. Eksik ve hatalardan çok söz eder. Sözünü dinleyen/okuyanların kalbine ümitsizlik ve kaygı düşer. Korkaklar, muhaliflerin Rus ordusuyla baş etmesinin mümkün olmadığından bahseder. Rusya ve İran’ın gücünü abartır Allah’ın gücünü ise unutur.

Yazar-çizer ve tüm medya çalışanı kardeşlerimden ricam, Allah’tan korkun ve nefret ettiren değil müjdeleyen olun. Korkutan ve ümitsizliğe düşürenlerden olmayın.

Ey Şam ehli! Bu güçlerden korkmayın, Allah’tan korkun. Vallahi ben sizin için onlardan korkmuyorum lakin günah ve isyanlarınızdan ve bazı gençlerinizin cihada çıkmayıp da oturuyor olmasından korkuyorum.

Sebat edin sebat edin! Bu zaman fitneler zamanıdır. Peygamberin (sav) söylediklerinden olalım “Ümmetimden bir taife hak üzere olacak…”

Değişkenler aldatmalar ne olursa olsun sebat edelim. Sebat kolay bir iş değildir. Peygamber (sav) şöyle buyuruyor:

“İnsanlara öyle bir zaman gelir ki dinini muhafaza eden elinde ateş koru tutan gibi olur.”

Son olarak bu aşamada Ehli Sünnete görevlerini hatırlatırım. Nasıl ki bu, Şam’daki kardeşleriniz için bir imtihansa, aynı şekilde sizin için de imtihandır. Onlara ve dininize yardım edip etmediğinizi ortaya çıkartacak bir imtihandır!

Mesele sadece Şam ehlinin meselesi değildir. Bugün Şam, ya Ehli Sünnetin olacaktır, ya da Rafızilerin olacaktır. Ya tevhid ve sahih akide ehlinin olacak, ya da şirk, küfür ve bidat ehlinin olacaktır.

Sözlerimizin sonu âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamddir.

Dr. Abdullah Muhaysini