NUSRETİ HAK ETMENİN SEBEPLERİ VE KORUNMASI

NUSRETİ(Allah’ın Yardımını) HAK ETMENİN SEBEPLERİ VE KORUNMASI
Allah’a hüsnü zan ve Allah’ın yardımına güvenme sırf bir iyimserlik değildir. Aksine müslümanın akidesinin kökenindendir. “Allah, size yardım ederse sizi mağlup edecek yoktur” (Al-i İmran:160)
Düşmanın gücü ve hazırlığı her ne kadar olursa olsun her müminin şunu hatırına getirmesi gerekir: Allah’ın yardım ettiğinden başka mansur yoktur, Allah’ın izzet verdiğinden başka izzetli yoktur. O, dilediğine yardım eder, dilediğine izzet verir, dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltır.
Allah’ın vadettiği gibi hiç süphesiznusret gelecektir. Lakin her birimizin kendisine yöneltmesi gerelen soru şudur: “Ben, Allah’ın yardımının inmesini hak eden müminlerden miyim?”
Allah, müminlere öncekileri yeryüzünde halef kıldığı gibi kendilerini de halef kılacağını, dinlerini hakim kılacağını ve korkularını güvene çevireceğini vadetmiştir. (bkz:Nur Suresi:55) Peki biz “hakiki” müminlerden miyiz?
Tıpkı Allah’ın çok az sayıdaki mümin kullarına Bedir Savaşı, Ahzab Savaşı, Mekke’nin Fethi, Huneyn Savaşı ve diğer yerlerde yardım etmesi gibi. Mümin kullara yardım bakidir ama şartlarını sağladıkları sürece !
Tıpkı Allah’ın, yeryüzünün en faziletli ordusunu (yani sahabeyi) yaratılmışların en hayırlısı (sav) komutası altında olmalarına rağmen Uhud Savaşı’nda bu genellemeye dahil etmemesi gibi. Peki onların dışiındakilerin bu genellemeye dahil edilmedikleri zamanlar olmaz mı ?!
Allah, peygamberlerine ve dostlarına nusreti sadece ahiret için vadetmemiştir. Onun va’di bu dünya için de geçerlidir: “Biz elçilerimize ve inananlara bu dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edeceği günde yardım ederiz” (Mümin suresi:51)
Nusret, mümin kulları kapsamayan sadece belli bir günde peygamberlere inmez. Aksine Allah, kullarına yardım etmeyi kendi üzerine bir hak olarak kabul etmiştir: “Ve müminlere yardım etmek bizim üzerimize hak olmuştu” (Rum:47)
Yardım eden (subhanehu ve teala) diridir ölmez, kadirdir aciz bırakılmaz. Bu, onun için basit ve kolaydır. Ama yardımını yalnızca mümin kullarına indirir. Ordularını sadece müminleri desteklemek için gönderir.
Allah’ın yardımı bizim onun dinine yardımımız ve din kardeşlerimize yardımımız oranında gerçekleşir: “Ve muhakkak Allah kendi (dini)ne yardım edenlere yardım edecektir.” (Hacc Suresi:40)
“Ey iman edenler siz Allah’a yardım ederseniz o da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.” (Muhammed Suresi:7)
Allah’ın mümin kullara yardımı, birlikteği ve desteği eskiden beri vardır ezelidir. Gelecekte de daima olacaktır. Bu, Allah için basit ve kolaydır. Ama bu değişmez ve değiştirilmez ilahi kevni bir kanuna bağlanmaştır.
Kuran’da Nur Suresi’ndeki ayetler nusretin şartların toplayan ve korunmasını sağlayan başka ayet yoktur: “Allah, içinizden inanıp salih amel işleyenlere, onlardan öncekileri halef kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halef kılacağına, onlar için beğendiği dini temelli yerleştireceğine, korkularını güvene çevireceğine dair söz vermiştir. Çünkü onlar bana kulluk eder, hiçbir şeyi bana ortak koşmazlar. Bundan sonra inkar eden kimseler, işte onlar artık yoldan çıkmış olanlardır. Namazı kılın, zekatı verin ve Resul’e itaat edin ki merhamet edilesiniz” (Nur Suresi: 55-56)
Sabır, sebat ve Allah’ı çokça zikir de düşmanla karşılaşıldığında Allah’ın birlikteliği ve nusreti için birer sebeptir: “Ey iman edenler bir düşman topluluğu ile karşılaşırsanız sebat edin ve Allah’ı çokça zikredin ki kurtulaşa eresiniz” (Enfal:45)
Ayrıca ihtilaf ve fırkalaşma gibi hezimete uğratan, gücün kırılmasına yol açan ve zayıflığa sebep olan başka sebep yoktur: “Allah’ın ipine topluca sımsıkı sarılın ve fırkalaşmayın” (Al-i İmran Suresi:103)
“Allah’a ve Resulüne itaat edin tartışmayın. Yoksa korkar ve dağılırsınız, gücünüz de elinizden gider. Sabredin muhakkak Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal Sureai:46) “Fırka fırka olup dinlerini parçalayanlarla senin hiçbir ilişiğin olamaz. Onların işi Allah’a kalmıştır, yaptıklarını onlara sonra bildirecektir.” (En’am Suresi:159) “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlara büyük bir azapvardır” (Al-i İmran Suresi:105)
Kevni kanunlar kimseyi genellemez.
İman, hakiki olmazsa Allah’ın da birlikteliği kalkar. Artık iş, güç dengesine kalır. Kim daha güçlüyse o galip olur.

Dr. Şeyh Abdullah Muhaysini

30.08.2016